-1-   -2-   -3-   -4-   -5-   -6-   -7-   -8-   -9-   -10-   -11-   -12-   -13-   -14-   -15-   -16-   -17-   -18-

14-1

Yüce Rab şöyle dedi: Tüm bilgilerin en iyisi olan bu yüce bilgeliği sana tekrar açıklayacağım, tüm bilgeler en yüksek mükemmelliğe ulaşarak bunu elde ettiler.

Açıklama: Bu dizede Krişna, Arjuna'ya tüm bilgilerin en iyi kısmı olan en yüce bilgeliği tekrar açıklayacağını duyurur. Bu bilgelik, tüm bilgelerin en yüksek mükemmelliğe, yani kurtuluşa ve İlahi ile birliğe ulaşmasını sağlamıştır. Bu dizede Krişna, ruhsal gelişim yolunda ilerleyenlerin sahip olduğu ilahi nitelikleri sıralamaya başlar ve bu nitelikler, insanın maddi dünyanın kısıtlamalarından kurtulmasına ve İlahi'ye yaklaşmasına yardımcı olur.

14-2

Bu bilgiye sıkı sıkıya sarılarak, Benimkine benzer aşkın bir doğaya ulaşılabilir. Buna ulaşmış olan kişi, yaratılış zamanında yeniden doğmaz ve yok oluş anında endişelenmez.

Açıklama: Bu dizede Krişna, bu en yüce bilgiye sıkı sıkıya sarılarak insanın kendi ilahi doğasına benzer aşkın bir doğaya ulaşabileceğini açıklar. Buna ulaşmış olan kişi doğum ve ölüm döngüsünden kurtulur - yaratılış zamanında yeniden doğmaz ve yok oluş anında endişelenmez, çünkü ebedi, ruhsal bir varoluşa ulaşmıştır.

14-3

Yüce olarak adlandırılan tüm madde, doğumun kaynağıdır ve ben, ey Bharata soyundan gelen, tüm varlıkların doğumunu mümkün kılarak bu Yüce'yi döllerim.

Açıklama: Bu dizede Krişna, tüm maddenin doğumun kaynağı olduğunu ve tüm canlı varlıkların doğumunu mümkün kılarak bu maddeyi dölleyenin Kendisi olduğunu ortaya koyar. Bu dize, sembolik olarak İlahi ve maddenin etkileşimini, yaşamı yaratmasını temsil eder. Bu dizede Krişna, ilahi niteliklerin sayımını tamamlar ve bu nitelikler, ilahi doğaya sahip ve doğru ruhsal gelişim yolunda olan ilahi varlıklara aittir.

14-4

Anlaşılmalıdır ki, ey Kunti oğlu, tüm varlıklar bu maddi doğada doğabilir ve ben tohum veren babayım.

Açıklama: Bu dizede Krişna, türünden bağımsız olarak tüm canlı varlıkların bu maddi doğada doğabileceğini açıklamaya devam eder. Maddi olanı dölleyen ve yaşamın ortaya çıkmasını mümkün kılan tohum veren baba olarak tüm varlıkların babası olduğunu bir kez daha vurgular. Bu dizede Krişna, ilahi olanın zıttı olan şeytani nitelikleri tanımlamaya başlar ve bu nitelikler, bilinci şeytani bir doğa tarafından ele geçirilmiş ve ruhsal anlayıştan uzak olanlara aittir.

14-5

Madde üç nitelikten oluşur - iyilik, tutku ve cehalet. Ebedi canlı varlık maddeyle temas ettiğinde, ey güçlü kollu Arjuna, bu nitelikler onu sınırlar.

Açıklama: Bu dizede Krişna, maddi doğanın üç niteliği (iyilik, tutku ve cehalet) kavramını tanıtır. Maddeyle temas ettiğinde, ebedi canlı varlığın (ruh) maddi dünyadaki deneyimlerini ve eylemlerini belirleyen bu niteliklerle sınırlandırıldığını açıklar. Bu dizede Krişna, ilahi niteliklerin maddi dünyanın acılarından ve bağlarından kurtuluşa götürdüğünü, şeytani niteliklerin ise maddeye daha fazla kulluğa götürdüğünü ve Arjuna'nın üzülmemesi gerektiğini, çünkü onun ruhsal kurtuluşa ulaşma potansiyeline sahip olduğu anlamına gelen ilahi niteliklerle doğduğunu açıklar.

14-6

Ey günahsız, diğer niteliklerden daha saf olan iyilik niteliği aydınlatır ve günahkar sonuçlardan kurtarır. Bu niteliğin etkisi altında olanlar, mutluluk ve bilgi bilinciyle bağlanır.

Açıklama: Bu dizede Krişna, üç niteliğin her birini ayrı ayrı açıklamaya başlar. İyilik niteliği en saf olanıdır, insanın zihnini aydınlatır ve günahın sonuçlarından kurtarır. Ancak, insanı mutluluk ve bilgi bilinciyle bağlayarak, tam kurtuluşa engel olabilecek bir tür ruhsal rahatlık yaratır. Bu dizede Krişna, bu dünyada iki tür yaratılmış varlık olduğunu - ilahi ve şeytani - ve ilahi nitelikleri ayrıntılı olarak anlattığını ve şimdi şeytani nitelikleri ve bunların insan hayatı üzerindeki etkilerini tanımlamaya hazırlandığını açıklar.

14-7

Tutku niteliği, sınırsız arzulardan ve şehvetten doğar, ey Kunti oğlu, ve cisimleşmiş canlı varlığı verimli eyleme bağlar.

Açıklama: Bu dizede Krişna, sınırsız arzulardan ve şehvetten doğan tutku niteliğini tanımlar. Bu nitelik, cisimleşmiş canlı varlığı sonuç elde etmeye yönelik eyleme bağlayarak, ruhu maddi arzular ve bunların tatmini döngüsüne sokar. Bu dizede Krişna, şeytani varlıkların doğru eylemi yanlıştan ayırt edememe yeteneğini ve onlarda saflık, doğru davranış ve hakikat anlayışının olmadığını ve ruhsal ilkelere ve ahlaki normlara göre nasıl hareket edeceklerini bilmediklerini anlatır.

14-8

Ey Bharata soyundan gelen, bil ki cehaletten doğan karanlık niteliği tüm bedenlenmiş varlıkları yanıltır. Bu nitelik akılsızlık, tembellik ve uyku ile bağlar.

Açıklama: Bu ayette Krişna, cehaletten doğan ve tüm bedenlenmiş varlıkları yanıltan cehalet niteliğini tanımlıyor. Bu nitelik ruhu akılsızlık, tembellik ve uyku ile, yani eylemsizlik, ilgisizlik ve ruhsal karanlıkla bağlar. Bu ayette Krişna, şeytani varlıkların dünyanın yapısı ve anlamı hakkındaki yanıltıcı inançlarını ortaya koyuyor ve onlar Tanrı'nın varlığını reddediyor ve dünyanın rastgele, temelsiz ve tek itici gücünün arzu ve cinsel dürtü olduğunu düşünüyorlar.

14-9

Ey Bharata soyundan gelen, iyilik niteliği mutlulukla, tutku niteliği verimli eylemle bağlar, ancak cehalet niteliği, varlıkların bilgisini örterek akılsızlıkla bağlar.

Açıklama: Bu ayette Krişna, üç niteliğin canlı varlık üzerindeki etkisini özetliyor. İyilik mutluluk duygusuyla, tutku sonuç elde etmeye yönelik eylemle, ancak cehalet, bilgiyi karartarak akılsızlık, eylemsizlik ve ruhsal körlükle bağlar. Bu ayette Krişna, şeytani varlıkların yanıltıcı inançlarından kaynaklanan eylemlerini tanımlıyor ve onlar gerçek doğalarıyla bağlantılarını kaybetmiş, mantıksız davranıyor ve dünyanın yıkımına yönelik kötü, yıkıcı faaliyetlerde bulunuyorlar.

14-10

Bazen, ey Bharata soyundan gelen, tutku ve cehalet niteliklerini aşarak iyilik niteliği üstün gelir. Bazen tutku niteliği iyiliği ve cehaleti aşar, ancak bazen de, ey Arjuna, cehalet niteliği iyiliği ve tutkuyu aşar. Nitelikler her zaman üstünlük için yarışır.

Açıklama: Bu ayette Krişna, maddi doğanın üç niteliğinin sürekli olarak bir insanın bilincinde baskın konum için savaştığını açıklıyor. Bazen iyilik, bazen tutku ve bazen de cehalet üstün gelir. Bu mücadele insanın eylemlerini, düşüncelerini ve duygusal durumunu belirler. Bu ayette Krişna, şeytani varlıkların eylem motivasyonunu açıklıyor ve onlar asla tam olarak tatmin edilemeyen doyumsuz arzuda sığınıyorlar ve kibir, büyüklenme ve geçici, sahte değerlere bağlanmaya yol açan yanlış hırs içinde batıyorlar.

14-11

İyilik niteliğinin tezahürü, vücudun tüm kapıları bilgiyle aydınlatıldığında deneyimlenebilir.

Açıklama: Bu ayette Krişna, tüm algı seviyelerinde içsel bir aydınlanma ve bilgi akışı olarak hissedilen iyilik niteliğinin tezahürünü tanımlıyor. İnsanın bilincinde iyilik baskın olduğunda, algısı netleşir ve ruhsal konuları daha iyi anlayabilir.

14-12

Ey Bharata soyunun en iyisi, tutku niteliği arttığında, güçlü bağlılıklar, verimli eylemler, ısrarcı çabalar ve ayrıca kontrolsüz istek ve arzuların belirtileri gelişir.

Açıklama: Bu ayette Krişna, tutku niteliğinin artışının belirtilerini tanımlıyor. Bunlar, maddi sonuçlara güçlü bir bağlılık, artan eylem, ısrarcı çabalar ve ayrıca kontrolsüz istek ve arzular olarak kendini gösterir. İnsan kendi isteklerinin ve tutkularının kölesi olur. Bu ayette Krişna, şeytani varlıkların yanıltıcı yaşam algısını tanımlamaya devam ediyor ve onlar yaşamın sonuna kadar duyusal tatminin insanlığın en yüksek gereksinimi ve amacı olduğunu düşünüyorlar.

14-13

Karanlık ve cehalet niteliği arttığında, ey Kuru soyundan gelen, o zaman karanlık, eylemsizlik, akılsızlık ve aldatma başlar.

Açıklama: Bu ayette Krişna, cehalet niteliğinin artışının sonuçlarını tanımlıyor. Bunlar karanlık, eylemsizlik, akılsızlık ve aldatmadır. İnsanın bilinci kararır, net düşünme ve eyleme yeteneğini kaybeder, apati ve yanılsamalara gömülür. Bu ayette Krişna, şeytani varlıkların eylemlerini ve bunların sonuçlarını tanımlamaya devam ediyor ve onlar kendilerini kontrol eden ve yönlendiren yüzbinlerce istek ağına tamamen dolanmış ve tutku ve öfkenin etkisi altında yasadışı yollarla para ve güç elde etmenin yollarını arıyorlar.

14-14

İyilik niteliğinde olan bir insan öldüğünde, bilgelerin saf, en yüksek meskenlerine ulaşır.

Açıklama: Bu ayette Krişna, iyilik niteliğinin etkisi altında ölürken olan bir insanın, acı ve cehaletin olmadığı ruhsal dünyalar olan bilgelerin saf, en yüksek meskenlerine ulaştığını açıklıyor. Bu, uzun süreli ruhsal pratiğin ve iyiliğin geliştirilmesinin bir sonucudur. Bu ayette Krişna, şeytani bir kişinin düşünce tarzını ortaya koyuyor ve bu kişi açgözlülükle takıntılıdır ve sürekli olarak şu anda ne kadar zenginliğe sahip olduğunu ve gelecekte ne kadar daha kazanacağını düşünür.

14-15

Bir insan tutku niteliğinde öldüğünde, verimli eyleme bağlı olanlar arasında doğar ve cehalet niteliğinde öldüğünde hayvanlar aleminde doğar.

Açıklama: Bu ayette Krişna, tutku niteliğinin etkisi altında ölen bir insanın, verimli eyleme bağlı olanlar, yani materyalist düşünen insanlar arasında yeniden doğduğunu açıklıyor. Buna karşılık, bir insan cehalet niteliğinin etkisi altında ölürse, bilinç düzeyi düşük olduğundan hayvanlar aleminde bile doğabilir. Bu ayette Krişna, şiddet, bencillik ve yanılsamalarla dolu şeytani bir kişinin düşünce tarzını ortaya koymaya devam ediyor ve bu kişinin başkalarını düşmanları olarak gördüğünü ve onları yendiği veya öldürdüğü için gurur duyduğunu ve kendisini tüm dünyanın hükümdarı ve sahibi olarak yanlış bir şekilde düşündüğünü açıklığa kavuşturabilir.

14-16

İyilik eyleminin sonucunun saf olduğu ve iyilik niteliğine ait olduğu söylenir. Tutku niteliğinde yapılan eylemler acı getirir, ancak cehalet niteliğinde yapılan eylemler akılsızlığa yol açar.

Açıklama: Bu ayette Krişna, farklı eylemlerin hangi niteliklerin etkisi altında yapıldığına bağlı olarak sonuçlarını tanımlıyor. İyilik niteliğinin etkisi altında yapılan hayırsever eylemler, saflık ve ruhsal ilerleme getirir. Tutkunun etkisi altında yapılan eylemler acı ve sonuca bağlılık yaratır. Buna karşılık, cehalet niteliğinin etkisindeki eylemler akılsızlığa ve ruhsal gerilemeye yol açar. Bu ayette Krişna, kendini beğenmişliğe ve kendini aldatmaya dayanan şeytani bir kişinin düşünce tarzını ortaya koymaya devam ediyor ve bu kişinin serveti ve etkili akrabalarıyla gurur duyduğunu, kendisini en güçlü ve en mutlu olarak gördüğünü ve gerçek şefkatten değil, kendi sözde soyluluğundan zevk almak ve itibarını artırmak için bağışlar yapmayı ve hayır amaçlı hediyeler vermeyi planladığını açıklığa kavuşturabilir.

14-17

İyilik niteliğinden gerçek bilgi, tutku niteliğinden açgözlülük, ancak cehalet niteliğinden akılsızlık, aldatma ve bilgisizlik gelişir.

Açıklama: Bu ayette Krişna, üç niteliğin her birinden hangi sonuçların doğduğunu açıklıyor. İyilik niteliği gerçek ruhsal bilginin gelişimini teşvik eder. Tutku niteliği açgözlülük ve doyumsuz arzular yaratır. Cehalet niteliği, ruhsal büyümenin zıttı olan akılsızlığa, aldatmaya ve bilgisizliğe yol açar. Bu ayette Krişna, şeytani düşünce ve eylemlerden kaynaklanan sonuçları tanımlıyor ve bu tür kişilerin birçok endişeyle aldatıldığını ve bir yanılgı ağına hapsolduğunu, duyusal zevklere aşırı derecede bağlandığını ve ruhsal gerilemeyi ve acıyı simgeleyen cehenneme düştüğünü açıklığa kavuşturabilir.

14-18

İyilik özelliğinde olanlar yavaş yavaş daha yüksek gezegenlere yükselir; tutku özelliğinde olanlar yeryüzü seviyesindeki gezegenlerde yaşar ve ürkütücü cehalet özelliğinde olanlar cehennem dünyalarına düşerler.

Açıklama: Bu dizede Krişna, üç özelliğin her birinin ölümden sonra ruhun kaderini nasıl etkilediğini anlatır. İyiliğin etkisi altında olanlar daha yüksek gezegenlere, yani ruhsal dünyalara yükselir. Tutkunun etkisi altında olanlar, yani maddi dünyada, yeryüzü seviyesindeki gezegenlerde kalırlar. Aksine, cehaletin etkisi altında olanlar, acı ve karanlığın hüküm sürdüğü cehennem dünyalarına düşerler. Bu dizede Krişna, şeytani insanların ruhsal uygulamalara karşı tutumunu tanımlıyor ve onların kendilerinden memnun ve utanmaz olduklarını, zenginlikleriyle ve hayali onurlarıyla övündüklerini ve eğer bağışta bulunurlarsa veya ritüeller yaparlarsa, bunu yalnızca dış gösteriş için, herhangi bir kural veya ruhsal ilkeye uymadan yaptıklarını açıklayabiliriz.

14-19

Bir insan, tüm eylemlerde bu doğanın özelliklerinden başka fail olmadığını gerçekten anladığında ve tüm bu özelliklerin ötesinde olan Yüce Lord'u tanıdığında, Benim ruhsal varlığıma ulaşır.

Açıklama: Bu dizede Krişna, gerçek bir anlayışın sonucu olarak bir insanın maddi dünyadaki tüm eylemlerin ruh değil, doğanın üç özelliği tarafından yapıldığını anladığını açıklıyor. Bir insan, bu özelliklerin ötesinde olan Yüce Lord'u tanıdığında, Krişna'nın ruhsal varlığına ulaşır, yani maddi dünyanın sınırlamalarından kurtulur. Bu dizede Krişna, şeytani insanların Tanrı'ya karşı tutumunu ortaya koyuyor ve onların yanlış ego, güç, kibir, şehvet ve öfke ile yoldan çıktıklarını ve hem kendi bedenlerinde hem de başkalarının bedenlerinde Yüce Ruh olarak bulunan Tanrı'yı küçümsediklerini açıklayabiliriz. Dinin gerçek özünü, ilkelerini reddederek ve ruhsal değerlere karşı çıkarak küfrediyorlar.

14-20

Bedenlenmiş bir varlık, maddi bedenle ilişkili bu üç özelliğin ötesine geçebildiğinde, doğum, ölüm, yaşlılık ve onlarla ilişkili acılardan kurtulabilir ve bu hayatta bile ölümsüzlük nektarının tadını çıkarabilir.

Açıklama: Bu dizede Krişna, maddi doğanın üç özelliğinin ötesine geçerek, bedenlenmiş varlığın (ruhun) doğum, ölüm, yaşlılık ve onlarla ilişkili acılardan kurtulabileceğini doğrular. Dahası, bu kurtuluş ve ölümsüzlük nektarının tadını çıkarma, bu bedende iken bile, yani bu yaşam sırasında bile mümkündür. Bu dizede Krişna, kıskanç, kötü niyetli ve şeytani davrananların kaderinin ne olduğunu açıklıyor ve bu tür insanları, en alçak olanları, sürekli olarak acı okyanusuna attığını, acı ve karanlığın hüküm sürdüğü çeşitli şeytani varoluş biçimlerinde yeniden doğmalarına neden olduğunu açıklayabiliriz.

14-21

Arjuna sordu: Ah, Efendim, bu üç özelliğin ötesine geçmiş olanı hangi işaretlerle tanıyabiliriz? Nasıl davranır? Ve doğanın özelliklerinin üstesinden nasıl gelir?

Açıklama: Bu dizede Arjuna, maddi doğanın üç özelliğinin ötesine geçmiş bir insanı nasıl tanıyacağını daha iyi anlamak için Krişna'ya sorular soruyor. Böyle bir insanın nasıl davrandığını ve bu özelliklerin etkisinin üstesinden nasıl geldiğini öğrenmek istiyor. Bu dizede Krişna, şeytani varlıkların kaderini açıklamaya devam ediyor ve defalarca şeytani varoluş biçimlerine girerek, bu kişilerin Tanrı'ya ve ruhsal kurtuluşa yaklaşamadıklarını ve yavaş yavaş giderek daha düşük ve daha korkunç varoluş biçimlerine battıklarını açıklayabiliriz.

14-22

Yüce Lord cevapladı: Ey Pandava'nın oğlu, var olduklarında aydınlanmadan, bağlılıktan ve yanılsamadan nefret etmeyen ve kaybolduklarında onları arzulamayan kişi.

Açıklama: Bu dizede Krişna, üç özelliğin ötesine geçmenin ilk belirtilerini açıklayarak Arjuna'nın sorusuna cevap vermeye başlıyor. Bu duruma ulaşmış bir kişi, var olduklarında aydınlanmadan (iyiliğin ifadesi), bağlılıktan (tutkunun ifadesi) ve yanılsamadan (cehaletin ifadesi) nefret etmez ve olmadıklarında da üzülmez. O, tüm durumlarda eşittir. Bu dizede Krişna, ruhsal yozlaşmaya ve acıya yol açan üç ana engeli sıralıyor ve bunları sembolik olarak "cehenneme açılan kapılar" olarak adlandırıyor ve bu engellerin şehvet, öfke ve açgözlülük olduğunu ve ruhsal olarak gelişmek isteyen her aklı başında insanın bu olumsuz özellikleri bırakması gerektiğini açıklayabiliriz.

14-23

Yalnızca özelliklerin işlediğini bilerek tarafsız ve aşkın kalan, sarsılmaz ve sakin olan, mutluluğa ve acıya aynı bakan kişi.

Açıklama: Bu dizede Krişna açıklamasına devam ediyor ve özelliklerin ötesine geçmiş bir kişinin, yalnızca maddi doğanın özelliklerinin işlediğini fark ederek tarafsız ve aşkın kaldığını belirtiyor. Ruhsal bilincinde sarsılmaz, sakindir ve mutluluğa ve acıya aynı bakar, dalgalanmalara kapılmaz. Bu dizede Krişna, şehvet, öfke ve açgözlülüğün etkisinden kurtulmayı başaran bir insanın kendini gerçekleştirmeye katkıda bulunan eylemler gerçekleştirebileceğini açıklıyor ve böyle bir insanın yavaş yavaş en yüksek hedefe, yani ruhsal kurtuluşa ve İlahi ile birliğe yaklaştığı düşüncesiyle destekleyebiliriz.

14-24

Dengede olan, altın parçası, kil topağı ve taş onun için aynı değerde olan, bilge olan ve hem arzu edilen hem de arzu edilmeyen şeyi aynı şekilde kabul eden, metanetli olan ve hem övgü hem de yergiyi aynı şekilde dinleyen kişi.

Açıklama: Bu dizede Krişna, maddi doğanın üç özelliğinin ötesine geçmiş bir insanın özelliklerini tanımlamaya devam ediyor. Böyle bir insan dengededir, maddi değerler ölçeğinden kurtulduğu için altın, kil ve taş arasında fark yoktur. Bilgedir ve dış koşulların etkisine kapılmadan hem arzu edilen hem de arzu edilmeyen şeyi aynı şekilde kabul eder. İnancında metanetlidir ve öz saygısı dış değerlendirmeye bağlı olmadığı için hem övgü hem de yergiyi aynı şekilde dinler. Bu dizede Krişna, kutsal yazıların talimatlarına ve ruhsal ilkelere uymayan, yalnızca kendi arzularına ve isteklerine göre hareket eden kişinin ne ruhsal mükemmelliğe, ne gerçek mutluluğa, ne de en yüksek hedefe, yani kurtuluşa ulaşamayacağı konusunda uyarıyor ve hayatının egoizm ve cehalete dayalı olacağı için acı ve hayal kırıklığıyla dolu olacağını açıklayabiliriz.

14-25

Onura ve onursuzluğa aynı şekilde davranan, dosta ve düşmana aynı şekilde davranan, her türlü maddi eylemden vazgeçmiş olan kişiye, maddi doğanın özelliklerinin ötesine geçmiş denir.

Açıklama: Bu dizede Krişna, maddi doğanın özelliklerinin ötesine geçmiş bir insanda bulunan özelliklerin listesini tamamlıyor. Böyle bir insan onura ve onursuzluğa, dosta ve düşmana aynı şekilde davranır ve maddi sonuçlara ulaşmaya yönelik her türlü eylemden vazgeçmiştir. Onun eylemleri bencillikten arınmıştır ve daha yüksek bir amaca hizmet eder.

14-26

Kendini tamamen ruhsal hizmete adayan ve hiçbir şekilde bu yoldan sapmayan kişi, hemen maddi doğanın özelliklerinin ötesine geçer ve İlahi bilincin seviyesine ulaşır.

Açıklama: Bu dizede Krişna, maddi doğanın özelliklerinin ötesine geçmenin en etkili yolunu ortaya koyuyor: ruhsal hizmete, yani Tanrı'ya adanmış eyleme tam bir bağlılık. Bu yoldan hiçbir şekilde sapmayan kişi, hemen sınırlamaların ötesine geçer ve İlahi bilinç seviyesine, yani ruhsal kurtuluşa ulaşır.

14-27

Ve Ben, ölümsüz, yok edilemez ve ebedi olan ve en yüksek mutluluğun, İlahi sevginin doğal hali olan İlahi bilincin temeliyim.

Açıklama: Bu dizede Krişna on dördüncü bölümü kapatarak, ölümsüz, yok edilemez ve ebedi olan İlahi bilincin temeli olduğunu açıklıyor. Bu İlahi bilinç, tüm canlıların arzuladığı en yüksek mutluluğun ve İlahi sevginin doğal halidir. Krişna, var olan her şeyin kaynağı ve hedefidir. Bu dizede Krişna, bölümü kutsal yazıların ruhsal yolculuktaki önemini vurgulayarak kapatıyor ve bir insanın görevinin ne olduğunu ve ne olmadığını anlamak için kutsal yazıların talimatlarına uyması gerektiğini ve bu kural ve ilkeleri bilerek, yavaş yavaş ruhsal olarak gelişmek için hareket etmesi gerektiğini ekleyebiliriz.

-1-   -2-   -3-   -4-   -5-   -6-   -7-   -8-   -9-   -10-   -11-   -12-   -13-   -14-   -15-   -16-   -17-   -18-