-1-   -2-   -3-   -4-   -5-   -6-   -7-   -8-   -9-   -10-   -11-   -12-   -13-   -14-   -15-   -16-   -17-   -18-

17-1

Arjuna sordu: Ey Krişna, kutsal yazıların ilkelerine uymayan, ancak kendi hayallerine göre ibadet edenlerin durumu nedir? Onlar iyilik, tutku veya cehalet içinde midir?

Açıklama: Bu dizede Arjuna, Krişna'ya kutsal yazıların ilkelerine göre değil, kendi hayallerine ve inançlarına göre ibadet eden insanların durumu hakkında bir soru soruyor. Bu eylemin iyilik, tutku veya cehalet niteliğine karşılık gelip gelmediğini, dolayısıyla bu eylemin ruhsal değerini öğrenmek istiyor.

17-2

Yüce Efendi cevap verdi: Enkarne olmuş ruhların doğasını etkileyen niteliklere göre, inanç üç türe ayrılabilir: iyilik, tutku ve cehalet. Şimdi bunu dinle.

Açıklama: Bu dizede Krişna, enkarne olmuş ruhun inancının, onu etkileyen maddi doğanın niteliklerine (iyilik, tutku veya cehalet) bağlı olarak üç tür olabileceğini cevaplıyor. Arjuna'yı, bu niteliklerin insanın inancını ve ruhsal durumunu nasıl etkilediğine dair daha ayrıntılı bir açıklama dinlemeye davet ediyor.

17-3

Ey Bharata'nın soyundan gelen, her insanın inancı, maddi niteliklerin etkilediği özüne karşılık gelir. İnsanın kendi inancından oluştuğu ve inancı neyse kendisinin de o olduğu söylenir.

Açıklama: Bu dizede Krişna, her insanın inancının, maddi doğanın nitelikleri tarafından oluşturulan ve etkilenen özüyle doğrudan bağlantılı olduğunu açıklıyor. İnsanın inancı içsel durumunu yansıtır ve insanın inandığı şey olduğu ve bu inancın onun eylemlerini ve ruhsal yolculuğunu belirlediği söylenebilir.

17-4

İyilik niteliğindeki insanlar tanrılara taparlar; tutku niteliğindeki insanlar şeytanlara taparlar, cehalet niteliğindeki insanlar ise ruhlara ve hayaletlere taparlar.

Açıklama: Bu dizede Krişna, farklı maddi doğa niteliklerinin etkisi altında insanların neden farklı ibadet nesneleri seçtiğini açıklıyor. İyilik niteliğindeki insanlar, bilinçleri temiz olduğu ve maneviyata yöneldikleri için tanrılara yönelirler; tutku niteliğindeki insanlar, güç ve maddi zevkler arzusuyla yönlendirildikleri için şeytanlara taparlar; cehalet niteliğindeki insanlar ise bilinçleri karardığı ve daha yüksek bir gerçeği göremedikleri için ruhlara ve hayaletlere taparlar.

17-5

Kutsal yazılarda tarif edilmeyen ağır çilecilikler yapan ve bunu kibir, bencillik, şehvet ve bağlılık güdüsüyle yapanlar.

Açıklama: Bu dizede Krişna, yanlış güdülerle çilecilik yapan insanları tanımlamaya başlıyor. Kutsal yazıların yönergelerine uygun olmayan ağır çilecilikler yaparlar ve bunu kibir, bencillik, şehvet ve bağlılık güdüsüyle yaparlar ve bu tür eylemler ruhsal değil, yanlış bir anlayışa ve maddi arzulara dayanmaktadır.

17-6

Akılsız olan ve bedeni oluşturan maddi unsurlara ve bedende yaşayan Yüce Ruh'a eziyet edenler şeytani olarak kabul edilir.

Açıklama: Bu dizede Krişna, yanlış çilecilikler yapanların tanımına devam ederek, bu tür insanların akılsızca davrandığını ve hem bedenlerinin maddi unsurlarına hem de bedende yaşayan Yüce Ruh'a zarar verdiğini belirtiyor. Bu tür eylemler, ruhsal ilkelere aykırı olduğu ve hem kendine hem de İlahi olana zarar verdiği için şeytani eylemlere benzetilir.

17-7

Herkesin tercih ettiği yiyecekler bile, maddi doğanın üç niteliğine göre üç çeşittir. Aynı şey fedakarlık, çilecilik ve hayır işleri için de geçerlidir. Şimdi aralarındaki farkları dinle.

Açıklama: Bu ayette Krişna, yiyecek seçiminin bile doğanın üç maddi niteliğine bağlı olduğunu açıklamaktadır: iyilik, tutku ve cehalet. Aynı şekilde, fedakarlık, çilecilik ve hayır işleri de bu eylemleri etkileyen niteliklere göre farklılık gösterir ve Krişna, Arjuna'yı bu farklılıklar hakkında daha detaylı bir açıklama dinlemeye davet eder.

17-8

İyilik niteliğinde olanlar için hoş olan yiyecekler, ömrü uzatır, varlığı arındırır, güç, sağlık, mutluluk ve memnuniyet verir. Bu tür yiyecekler sulu, yağlı, sağlıklı ve kalbe hoştur.

Açıklama: Bu ayette Krişna, iyilik niteliğinin etkisi altında olanlar için hoş ve uygun olan yiyecekleri tanımlamaktadır. Bu tür yiyecekler ömrü uzatır, kişinin varlığını arındırır, güç verir, sağlığı iyileştirir ve aynı zamanda mutluluk ve memnuniyet hissi verir. Sulu, yağlı, sağlıklı ve kalbe hoştur, yani olumlu duygu ve hisler yaratır.

17-9

Çok acı, çok ekşi, tuzlu, sıcak, keskin, kuru ve yakıcı yiyecekler, tutku niteliğinde olanlar için hoştur. Bu tür yiyecekler acı, üzüntü ve hastalığa neden olur.

Açıklama: Bu ayette Krişna, tutku niteliğinin etkisi altında olanlar için hoş olan yiyecekleri tanımlamaktadır. Bu tür yiyecekler çok acı, çok ekşi, tuzlu, sıcak, keskin, kuru ve yakıcıdır ve çok yoğun ve tahriş edici oldukları için acıya, üzüntüye ve hastalığa neden olurlar, bu da tutku niteliğinin yıkıcı doğasını yansıtır.

17-10

Yenmeden üç saatten fazla önce pişirilmiş yiyecekler, tatsız olan yiyecekler, bozulmaya ve kokmaya başlayan yiyecekler, artık ve kirli şeylerden oluşan yiyecekler, karanlık ve cehalet niteliğinde olanlar için hoştur.

Açıklama: Bu ayette Krişna, cehalet ve karanlık niteliğinin etkisi altında olanlar için hoş olan yiyecekleri tanımlamaktadır. Bu tür yiyecekler yemeden çok önce pişirilmiş, tatsız, bozulmaya başlamış, kokuyor, artık ve kirli şeylerden oluşuyor ve bu da cehalet niteliğinin insanın seçimleri üzerindeki etkisini yansıtıyor ve ruhsal ve fiziksel bir bozulmaya işaret ediyor.

17-11

Tüm fedakarlıklardan kutsal yazıların talimatlarına göre, görev bilinciyle yapılan ve hiçbir karşılık beklemeyenler tarafından yapılan fedakarlık, iyilik niteliğine uygundur.

Açıklama: Bu ayette Krişna, iyilik niteliğine uygun fedakarlığı tanımlamaktadır. Bu tür fedakarlık görev bilinciyle, kutsal yazıların talimatlarına göre yapılır ve herhangi bir karşılık veya kişisel çıkar beklemeyen insanlar tarafından yapılır ve bu eylem özverilidir ve ruhsal görevin yerine getirilmesine yöneliktir.

17-12

Ancak herhangi bir maddi kazanç elde etmek veya kibir için yapılan fedakarlığın, ey Bharata'nın en iyisi, bil ki tutku niteliğine uygundur.

Açıklama: Bu ayette Krişna, herhangi bir maddi kazanç elde etmek veya kibir için yapılan fedakarlığın tutku niteliğine uygun olduğunu açıklamaktadır. Bu tür bir fedakarlık gerçek anlamda ruhsal değildir, çünkü dışsal faydalara ve kişisel egonun tatminine yöneliktir.

17-13

Kutsal yazıların talimatları dikkate alınmadan yapılan, ruhsal zevk vermeyen, inançsız yapılan herhangi bir fedakarlık, cehalet niteliğine uygundur.

Açıklama: Bu ayette Krişna, cehalet niteliğine uygun fedakarlığı tanımlamaktadır. Bu tür bir fedakarlık, kutsal yazıların talimatlarına uyulmadan yapılır, herhangi bir ruhsal zevk vermez, inançsızdır ve cehalet niteliğine uygundur ve bu eylem ruhsal ilkelere aykırıdır ve gerçek fedakarlığın özüne uygun değildir.

17-14

Bedensel çilecilik, Yüce Tanrı'ya, ruhsal öğretmenlere, ebeveynlere, temiz hale gelmiş, dürüst, ruhsal perhiz uygulayan ve şiddet içermeyen insanlara saygı göstermektir.

Açıklama: Bu ayette Krişna, bedensel çileciliğin ne olduğunu açıklamaya başlıyor. Bu, Yüce Tanrı'ya, ruhsal öğretmenlere, ebeveynlere ve yaşlı insanlara saygı göstermeyi, ayrıca temizlik, dürüstlük, ruhsal perhiz ve şiddetsizlik ilkelerine uymayı içerir ve bu eylemler bedeni disipline etmeye ve ruhsal uygulamaya hazırlamaya yardımcı olur.

17-15

Konuşmanın çileciliği, doğru, hoş, hayırlı ve başkalarını rahatsız etmeyen sözler söylemek ve ayrıca düzenli olarak Veda metinlerini okumak anlamına gelir.

Açıklama: Bu ayette Krişna, konuşmanın çileciliğinin ne olduğunu açıklamaktadır. Bu, doğru, hoş, hayırlı ve başkalarını rahatsız etmeyen veya incitmeyen sözler söylemek anlamına gelir ve konuşmanın çileciliği aynı zamanda zihni arındırmaya ve onu ruhsal bilgiyle doldurmaya yardımcı olan Veda metinlerinin düzenli olarak okunmasını da içerir.

17-16

Ve memnuniyet, sadelik, ciddiyet, özdenetim ve kendi varlığını arındırma zihnin çileciliğidir.

Açıklama: Bu ayette Krişna, zihnin çileciliğini tanımlamaktadır. Bu, sahip olunanlarla yetinmeyi, sadeliği, ciddiyeti, özdenetimi ve olumsuz düşünce ve duygulardan kurtularak kendi varlığını arındırmayı içerir ve zihnin çileciliği zihni sakinleştirmeye ve onu daha derin ruhsal uygulamaya hazırlamaya yardımcı olur.

17-17

Maddi fayda beklemeden, yalnızca Yüce Olan için yapılan aşkın inançla gerçekleştirilen bu üçlü çileciliğe, iyilik sıfatında çilecilik denir.

Açıklama: Bu ayette Krişna, maddi fayda beklemeden, yalnızca Yüce Olan için aşkın inançla gerçekleştirilen üçlü çileciliğin (bedensel, konuşma ve zihinsel) iyilik sıfatına uygun olduğunu açıklamaktadır. Bu çilecilik, kişisel çıkar yerine ruhsal gelişime ve Tanrı'ya hizmete yöneliktir.

17-18

Saygı, onur ve tapınma kazanmak için gururdan yapılan çileciliğe tutku çileciliği denir. Ne kalıcıdır ne de gerçektir.

Açıklama: Bu ayette Krişna, tutku sıfatına uygun çileciliği tanımlamaktadır. Bu tür bir çilecilik, başkalarından saygı, onur ve tapınma kazanmak için gururdan yapılır ve temelde gerçek bir ruhsal motivasyon değil, bencil arzular olduğu için ne kalıcıdır ne de gerçektir.

17-19

Ve akılsızca, kendine işkence ederek veya başkalarını yok etmek veya onlara zarar vermek için yapılan çileciliğe karanlık sıfatında çilecilik denir.

Açıklama: Bu ayette Krişna, cehalet veya karanlık sıfatına uygun çileciliği anlatmaktadır. Bu tür bir çilecilik, akılsızca, kendine işkence ederek veya başkalarını yok etme veya onlara zarar verme niyetiyle yapılır ve yıkıcıdır ve temelinde cehalet ve kötülük yattığı için ruhsal ilkelere uygun değildir.

17-20

Bir görev olarak, karşılıksız, doğru zamanda ve yerde, saygın bir kişiye verilen hediyenin iyilik sıfatında bir hediye olduğu düşünülür.

Açıklama: Bu ayette Krişna, iyilik sıfatına uygun bir hediyeyi tanımlamaktadır. Bu tür bir hediye, bir görev olarak, herhangi bir karşılık beklemeden, doğru zamanda ve yerde ve gerçekten takdir edecek ve ruhsal gelişim için kullanacak saygın bir kişiye verilir ve bu hediye, fedakarca ve temiz bir kalpten gelir.

17-21

Ancak karşılık beklentisiyle veya meyve arzusuyla veya isteksizce verilen hediye, tutku sıfatında bir hediye olarak kabul edilir.

Açıklama: Bu ayette Krişna, tutku sıfatına uygun bir hediyeyi tanımlamaktadır. Bu tür bir hediye, bir karşılık beklentisiyle veya gelecekte bazı olumlu sonuçlar arzusuyla verilir ve ayrıca gerçek bir yardım etme arzusu olmadan isteksizce de verilebilir ve bu hediye, bencildir ve ruhsal ilkelere dayanmaz.

17-22

Ve yanlış yerde, yanlış zamanda, değersiz insanlara veya yeterli özen ve saygı gösterilmeden verilen hediyeler, karanlık sıfatında hediyeler olarak kabul edilir.

Açıklama: Bu ayette Krişna, cehalet veya karanlık sıfatına uygun bir hediyeyi anlatmaktadır. Bu tür hediyeler, yanlış yerde ve zamanda, takdir etmeyecek veya kötüye kullanacak değersiz insanlara verilir ve ayrıca verenin düşüncesizliğini ve ruhsal cehaletini gösteren yeterli özen ve saygı gösterilmeden verilir.

17-23

Yaratılışın başlangıcından beri üç kelime - 'hakikat, yüce varlık, ruh' - Yüce Mutlak Hakikati belirtmek için kullanılmıştır. Bu üç kelime, Yüce Olan'ı memnun etmek için Veda ilahilerini söyleyerek ve kurbanlar sunarak rahipler tarafından kullanıldı.

Açıklama: Bu ayette Krişna, yaratılışın başlangıcından beri Yüce Mutlak Hakikati belirtmek için kullanılan üç kelimenin anlamını açıklamaktadır. Bu kelimeler, "hakikat, yüce varlık, ruh" anlamına gelen "Om Tat Sat"tır ve Yüce Olan'ı memnun etmek için Veda ilahilerini söyleyerek ve adak ritüelleri gerçekleştirerek rahipler tarafından kullanılır.

17-24

Bu nedenle, Yüce Olan'ı amaçlayan aşkın ritüel uygulayıcıları, kutsal yazıların talimatlarına göre, kurban sunularına, hayır işlerine ve çileciliğe her zaman "hakikat" kelimesiyle başlarlar.

Açıklama: Bu ayette Krişna, Yüce Olan'ı amaçlayan aşkın ritüel uygulayıcılarının, Yüce Mutlak Hakikati simgeleyen “hakikat” kelimesiyle her zaman kurban sunularına, hayır işlerine ve çileciliğe başladıklarını açıklamaktadır. "Tat" kelimesi, kurban sunularından, hayır işlerinden ve çilecilikten gelen meyvelerden vazgeçmeyi ifade eder. Bu uygulama, ritüellerin doğru ve temiz bir niyetle yapılmasını sağlamak için kutsal yazıların talimatlarına uygun olarak gerçekleştirilir.

17-25

Meyve arzusu olmadan, yüce varlık kelimesini söyleyerek çeşitli kurban sunuları, hayır işleri ve çilecilik ritüelleri yapılmalıdır. Bu tür aşkın eylemlerin amacı, maddi bağımlılıktan kurtulmaktır.

Açıklama: Bu ayette Krişna, çeşitli kurban sunularının, hayır işlerinin ve çilecilik ritüellerinin maddi meyveler arzusu olmadan, ancak eylemi Yüce Gerçeğe adamayı gösteren yüce varlık kelimesiyle yapılması gerektiğini açıklamaktadır. "Sat" kelimesi, maddi bağlardan kurtulmaya yardımcı olan aşkın eylemleri ifade eder. Bu tür aşkın eylemlerin amacı, maddi dünyanın bağlarından kurtulmak ve ruhsal özgürlüğe ulaşmaktır.

17-26

Mutlak Hakikat, aşkın adanmışlığın amacıdır ve ruh kelimesiyle belirtilir. Ey Partha, kurbanın kendisi de ruh olarak adlandırılır ve hakikat her zaman aşkın durumdadır.

Açıklama: Bu ayette Krişna, Mutlak Hakikatin aşkın adanmışlığın amacı olduğunu ve ruh kelimesiyle belirtildiğini açıklamaktadır. Gerçek adanmışlık ve ruhsal bilinçle yapılan kurbanın kendisi de ruh olarak adlandırılır. "Sat" kelimesi, Yüce Efendi'yi ve kurban eyleminin kendisini belirtmek için kullanılır ki bu eylem ebedidir. Bu, hakikat ve ruhsal eylemin her zaman maddi dünyanın sınırlamalarının ötesinde aşkın bir durumda olduğu anlamına gelir.

17-27

Ayrıca kurban, çilecilik ve hayırseverlikte var olan gerçek de ruh olarak adlandırılır, ey Pārtha. Bu amaçla yapılan herhangi bir eylem de ruh olarak adlandırılır.

Açıklama: Bu ayette Krişna, ruh kelimesinin anlamı hakkındaki açıklamasına devam ediyor. Doğru bilinç ve niyetle yapılırsa, kurban etme, çilecilik ve hayırseverliğin sahip olduğu gerçeği ve ruhsal özü ifade eder. Böyle ruhsal bir yaklaşımla yapılan herhangi bir eylem de ruh, yani gerçek ve ruhsal olarak kabul edilir.

17-28

Ey Pārtha, Yüce'ye inanç olmadan kurban, hayırseverlik veya çilecilik olarak yapılan her şey geçicidir. Buna kalıcı olmayan denir ve ne bu hayat için ne de bir sonraki için iyidir.

Açıklama: Bu ayette Krişna, bölümü ruhsal uygulamada inancın önemini vurgulayarak sonlandırıyor. Yüce'ye inanç olmadan kurban, hayırseverlik veya çilecilik olarak yapılan her şey geçicidir ve gerçek amaca ulaşmaz. Bu tür eylemlere "asat" denir ve ruhsal bir temel ve Tanrısal'a gerçek adanmışlıkları olmadığı için ne bu hayatta ne de sonraki hayatta fayda sağlamazlar.

-1-   -2-   -3-   -4-   -5-   -6-   -7-   -8-   -9-   -10-   -11-   -12-   -13-   -14-   -15-   -16-   -17-   -18-